İkindi suları… Bir köy yolu… Adımlarım acıklı türküler mısralıyor: “Ak elime kara yazdırdım, Saya saya günlerimi bitirdim oy”… Ardı sıra bir tane daha, bir tane daha! “Derdim çoktur hangisine yanayım”, “Beyaz geyme toz olur, siyah geyme söz olur” gibi. Ki bu türküler, “yaraya tuzdur”, sızını acıtarak dindirir, biliyorsun! Ve tabakamda önceden sarılmış, o tel tel sarı Adıyaman tütününden mamul sigaram!
Bir de yol bahar renginde! Başak yeşili mi desem, papatya beyazı mı… Ve insanı afyonlayan bir esans… Gelincik mi desem, zambak mı, akasya mı… Biliyorum şu an senin içinden de geçiyor: “Bir de yağmur olsa!” diye! Belki inanmayacaksın ama iri taneli, seyrek bir yağmur başlıyor. Ve o dayanılmaz toprak kokusu karışıyor, o coşturan esansa…
İşte sen, böyle bir hengâmede aklıma düşüyorsun! Gözlerimi kapatıp, derin bir nefes çekiyorum ciğerlerime ve öylece yürüyorum. Ne yürümesi uçuyorum, uçuyorum! Sanki yolumun sonunda sen varsın. Sanki yol ağzında, bir kayaya kurulmuş da başın önde umutsuz bekliyorsun. Ve ben bu mahzunluğunu, “işte geldim” diyerek, sesimle değil yüreğimle diyerek; yırtıyorum!
…
Gel gör ki ne ben bir köy yolundayım, ne sen beni bekliyorsun ne de…
“Dağ dağa kavuşmaz, zira hayal edemez dağlar birbirlerini…” sözünün hakikatini, anlıyorum! Uyanıyorum!
çok iyi bir deneme ama sanki devam edilse daha iyi olacaktı sanırım nacizane,yinede başarılı,tebrikler,gönülden istenen şey,er veya geç olur muhakkak,bunuda unutmamalı kıymetli dost,esenkalın…:)
eyvallah dostum, teşekkür ederim. epey oldu bu yazıyı yazalı açıkçası uzatamıyorum ne şiirlerimi ne de nesirlerimi. tavsiyeleriniz için ise ayrıeten teşekkür ederim:)